01 Aralık 25 Pazartesi 02:08
Pazartesi, Aralık 1, 2025
spot_img

EN YENİ

Armaturka, Armatür Dünyasını Yeniden Şekillendiriyor

2003 yılında nalburiye sektöründe çırak olarak başladığı yolculuğunu, 2018 Şubat’ında kurduğu Armaturka markasıyla taçlandıran firma kurucusu Tuncay Karabul, firma olarak bugün, yerli üretim banyo ve mutfak armatürlerinde yenilikçi tasarımları ve altın, bronz kaplama ürün gamıyla dikkat çektiklerini belirtiyor. Sektörde gözlem ve tecrübeyle şekillenen Armaturka, Çin ithalatına alternatif olarak tamamen Türkiye malı ürüne odaklanarak “talep eden değil talep edilen” bir yaklaşımla pazarda hızla konumlanıyor.

Rekabetin yoğun olduğu iç piyasada ‘Zihniyet Devrimi’ vizyonuyla hareket eden Armaturka, ihracata ayırdığı üretimin yüzde 70’iyle Orta Doğu, Afrika ve Balkanlar başta olmak üzere 10’dan fazla ülkeye ulaşıyor. 2025’teki zorlu koşullara rağmen lojistik, finansman ve coğrafi avantajlarıyla Türkiye’yi ‘İhracat Üssü’ olarak konumlandıran marka, katılacağı uluslararası fuarlar ve yeni nesil pazarlama stratejileriyle sektörde 2026’ya kadar vazgeçilmez bir oyuncu olmayı hedefliyor. NalburTeknik Dergisi olarak firma CEO’su Tuncay Karabul ile firma hedefleri hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik.

Firmanızın kuruluş hikâyesinden ve bugüne kadarki gelişim sürecinden kısaca bahseder misiniz?

2003 yılında orta ölçekli bir nalburiye iş yerinde çırak olarak sektöre ilk adımımı atttım. Yaşımın çok küçük olması nedeniyle yaklaşık dört yıl süren bu süreçi gözlem yaparak geçirdim diyebilirim. Askerlik görevim sonrası aynı sektörde çeşitli armatür üreticilerinde yurt içi pazarlama sorumlusu olarak görev aldım. Söktörde sözünün kıymeti harbiyesi olan tüm sektör büyüklerimin fikirlerine başvurdum ve ben de yeni bir markaya ihtiyaç olduğu düşüncesi oluştu. Bu düşüncelerin sonucunda 2018 Şubat ayında şirketimizin kuruluşunu gerçekleştirdik ve ARMATURKA markamız ile sektöre hızlı ve sağlıklı bir giriş yapmış olduk.

Armaturka olarak hangi ürün gruplarında faaliyet gösteriyorsunuz? Öne çıkan ürünleriniz hangileri?

Banyo ve Mutfak Armatürleri üretmekteyiz ve armatür grubunda ürün yelpazemiz çok geniş.  Sıradışı tasarımlar, gold, bronz kaplama armatürler vb. gibi ve en önemlisi tüm armatürlerimiz yerli ürünlerdir. Ayrıca ithal duş seti çeşitlerimizi de ARMATURKA markamız adı altında ithal olduğunu belirterek satmaktayız. (Duşlarda yerli ürünler çok az ve rekabet edilebilir maliyetlerde değil; yoksa orada da yerli üretimden yanayız) Ürünlerimizin yerli olduğunun özellikle altını çiziyorum çünkü sektörümüzde bir Çin ithalatı takıntısı var. Çin’den bitmiş ürün ithal edip Türk markası ve türk üretim diye satarak öne çıktılarını düşünen ciddi sayıda firma var. Biz bu yolu doğru bulmuyoruz ve bu anlayışı tümüyle reddediyoruz. Markamız ARMATURKA olduğu için zaten ürünlerimizinde turka olması lazım diye düşünüyorum. 🙂

Sektördeki rekabet ortamını ve Armaturka’nın bu ortamda nasıl konumlandığını nasıl değerlendiriyorsunuz?

1970 yıllara bir zaman yolculuğu yaparsak; o dönemlerde arz çok sınırlı ancak talep çok fazlaydı. Özellikle 2000’li yılların başlarından itibaren arz çok fazla arttı ve otomatik olarak talep azaldı; dolayısıyla bu da özellikle iç piyasada ciddi bir rekabete sebebiyet verdi.

ARMATURKA olarak armatür sektörüne bir ‘Zihniyet Devrimi’ gerçekleştirmek üzere giriş yaptık. Talep eden değil talep edilen bir marka olma iddiasıyla yola çıktık ve yeni nesil pazarlama stratejileriyle bu misyonumuza uygun bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Ar-Ge ve ürün geliştirme süreçlerinizden bahseder misiniz? Müşteri taleplerini ürünlerinize nasıl yansıtıyorsunuz?

İkinci sorunuza vermiş olduğum cevapta da ifade ettiğim gibi geniş bir ürün konseptimiz var. Müşterinin talep edeceği tüm tasarımları zaten üretiyoruz. Ayrıca satınalmaya teşvik edecek yeni ürünlerimizde belli aralıklarla kataloğumuza ekleniyor. Bu sorunuzu şu şekilde tamamlamak isterim ki benim kişisel görüşüm ve otoritelerin görüşü şu şekilde: “Marka üründen çok daha fazlasıdır”.

Dünyanın en iyi tasarımına sahip bir ürün üretin marka kavramının anlamını bilmiyorsanız köhneleşmiş pazarlama argümanlarıyla piyasada var olmaya çalışıyorsanız tüm bu tasarımlarınıza rağmen sistemin dışında kalırsınız. O yüzden ‘Yeni Nesil Pazarlama’ ve ‘ Zihniyet Devrimi’ kavramlarını çok fazla kullanıyorum. 🙂

İç pazardaki faaliyetlerinizin yanı sıra ihracat çalışmalarınız var mı? Varsa hangi pazarlara odaklanıyorsunuz?

Kuruluşumuzdan bu yana bir çok uluslararası fuarlara katılım sağladık ve yaklaşık 10 ayrı ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Orta Doğu, Afrika, Balkanlar, ağırlıklı ihracat yaptığımız bölgeler ancak bizim hedef pazarımız tüm dünya diyebilirim. Üretim kapasitemizin %70’ini ihracata ayırıyoruz. Biz güçlü bir ‘İhracat Şirketi’ olmak istiyoruz. Çünkü rotası belli olmayan gemiye hiçbir rüzgarın yardım edemeyeceğini düşünüyoruz. Bizim rotamız belli ve bilgi birikimimiz, tecrübemiz, heyecanımız, kararlılığımız ve hepsinden önemlisi özgüvenimiz tam.

2025 yılı ilk yarısını geride bırakırken, sektörel anlamda yaşanan gelişmeler ve piyasadaki durum hakkında gözlemleriniz nelerdir?

2025 yılı armatür sektörü olarak ne yazık ki bir çok üreticinin sistemin dışında kaldığı bir yıl oldu. Adeta yaprak dökümü yaşandı diyebiliriz. Özellikle paranın yüksek maliyetli olması, enerji fiyatlarındaki artışlar işçilik maliyetleri bir çok üretici firmayız zorluyor diyebilirim. Tabi bu kadar olumsuz koşulların yanında şunu da ifade etmek isterim ki Türkiye gerek üretim altyapısı noktasında gerek lojistik anlamdaki kapasitesi gerek bankacılık persormansı gerekse coğrafi avantajları nedeniyle özellikle bizim sektörümüzde bir ‘İhracat Üssü’ olmaya en yakın ülkedir. Yeter ki bunun farkında olalım yeter ki markalaşmaya yatırım yapalım yeter ki ümidimizi ve motivasyonumuzu kaybetmeyelim diye düşünüyorum.

Armaturka’nın önümüzdeki dönem hedef ve planları nelerdir? Yeni projeleriniz veya yatırımlarınız olacak mı?

Özellikle şu hususun altını çizmek isterim ki 2026 yılı armatür sektöründe tüm kartların yeniden dağıtılacağı bir yıl olacaktır. Biz de ARMATURKA olarak bu realiteyi dikkate alarak temkinli ama atak hareket ederek faaliyetlerimize devam ediyoruz. Koşullar ağır ve rekabet ne kadar fazla olursa olsun biz en iyi savunmanın hucüm olduğu düşüncesindeyiz. Tabi yeni yatırımlarımız oluyor ve sürekli olacak Ekim ve Kasım aylarında iki farklı uluslararası fuara daha katılım sağlayacak ve ürünlerimizi tüm müşteri adaylarımızın beğenisine sunacağız. Şu hususu da büyük bir özgüvenle ifade etmek isterim ki 2026 yılı itibariye armatür sektöründe hiçbir denklem ARMATURKA hesaba katılmadan kurulamayacaktır. 7 yıllık kısa sürede özellikle tanınırlık noktasında aldığımız mesafe zaten bunu açıkça gözler önüne serdi.

Kendimizi ifade etmemize aracı olduğunuz için bu güzel röportaj talebiniz için teşekkür eder, kolaylılar dilerim.

Latest Posts

spot_img

KAÇIRMAYIN

HABERDAR OLUN

Nalbur sektöründen en son haberler e-postanıza gelsin.