Kurumsallık; Bir kurumun, bir kuruluşun işletmenin veya markanın şahıslara bağımlı olmadan faaliyetlerini sürüdürebilmesi ve geliştirebilmesini sağlayan bir yapıya sahip olması işlemine denir. Kişilere mahkum olmama halidir de diyebiliriz.
Durumsallık; Tüm koşullarda uygulanabilecek en iyi yönetim şekli yoktur bunun tam tersine dayanır ve yönetici kural koymaz, kurala uymaz esnekliğini savunur. Yönetici ilkelere göre değil, olaylara göre davranır. Duruma göre en etkili yöntem kullanılmalıdır. (Kurumun kaderi kişilere terk edilemez)
Bazı patron firmalarında kurumsallaşmak yerine durumsallık söz konusudur fakat bu firmalar kendilerini de kandırarak ve kurumsallaşıyoruz diyerek bazı kararlar alabiliyorlar. Bu tür firmalarda patron; satış müdürü, ihracat müdürü, lojistik müdürü, pazarlama müdürü, fiyat belirleyici, kampanya düzenleyici ise o firmanın kurumsal bir yapı olduğundan şüphe edilmelidir. Bu sistemde satış müdürü, ihracat müdürü, pazarlama müdürü rolündeki çalışanları firmalarına nasıl katkı sağlayabilirler? Maalesef bu roldeki kişilerin katkı sağlayamadıklarını görmekteyiz çünkü firma patronları bu kişilerin yapması gereken görevleri kendileri karar vermekte ve onlara uygulatmaktadırlar. Böyle bir durumda ise bu pozisyonlardaki kişiler belki ünvanları ile övünmekte olabilirler fakat bu durumunda o kişilerin işine gelmekte olduğunu düşünmekteyim. Çünkü profesyonel hayatta para kazanma önceliği var ama maalesef bu şekilde devam eden bir sistemin içinde bu kişilerin bazı patron firmalarına hiçbir katkı yapması mümkün olamamaktadır. Bu gibi firmalarda karar verme merci patron olmakta ve diğer görevlerdeki kişilerin de verilen kararlara itiraz etme lüksü de bulunmamaktadır. Bence böyle bir tabloda CEO, direktör, müdür vb. Roldeki kişiler patronla müşteriler arasındaki postacı görevini üstlenmiş olmaktadırlar. Bu tür firmaları birinci kuşakta yer alan aile bireyleri kurmakta ve bu kişiler firmayı geliştirmek ve büyütmek için çok çalışmakta fakat şirketin dış pazarında yeterince tecrübe edinmemiş kişiler olmaktadırlar. İkinci kuşak da yer alan birinci kuşağın çocukları ise babalarının zor şartlarda kurmuş olduğu firmaların mirasına oturanlardır. Firmaların gelişmesinde babalarının yönetiminde o firmaya emek veren, marka değerini arttıran, firmaya değer katan ve firmanın yükselmesinde katkısı olan tüm kişilerin katkısı ve emeği yok sayılmamalıdır.
Firmaların yönetimini devralan ikinci kuşak kişiler başarılı gibi gözükseler de o günün koşullarında rakip firmaların veya bazı firmaların el değiştirmesi, iyi yönetilmemesi, bazılarının satılması neticesinde oluşan alan açığı sebebi ile başarılı olmaktadırlar. Yönetimi devralan ikinci kuşakta yer alan kişilerin yeniden yani sıfırdan bir firma kursalar ne kadar başarılı olurlar sorusunu aklıma getirmektedir. Bugün geldikleri noktada bazı ikinci kuşak patronların yüksek egoları ve üstten bakan bir tavırla işlerini yürütmeye çalıştığını ve birlikte belirli bir süre çalıştıkları ve firmalar üzerinde emeği ve katkısı olan kişilerle kurumsallaşıyoruz adı altında birlikte yol yürümek istemediklerini görmekteyiz. Bunun sebebi ise belirli bir süre birlikte firmalara emek veren bu kişilerin firmaların tüm geçmişini ve firmada neler yaşandığını, ne şekilde bu firmaların büyüdüğünü bilmeleridir. Belirli bir süre patron firmalarına emek veren kişilerin yıllar içinde görülmemesi gereken şeyleri gördükleri, firmaların bugün geldiği noktaya gelirken yapılmaması gereken şeyleri yaptıklarına şahit oldukları ve bu firmaların en zayıf hallerini bildikleri için firmalar bu kişilere gerektiğinde mobbing uygulayarak onlarla birlikte yol almayı tercih etmemektedirler. Sonra da firmalar bu yaptıklarını kurumsallaşıyoruz adı altında insanlara bu durumu kabullendirmeye ve normalleştirmeye çalışmaktadırlar. Başlıktaki sorduğum soru ile yazımı sonlandırmak isterim peki tüm bu olanlar sizce kurumsal mı yoksa durumsal mı?
Ahmet Kodalak
Aşındırıcı Grubu Danışmanı



![eurasia-ajans-logo-1[1]](https://www.nalburteknik.com/wp-content/uploads/2022/06/eurasia-ajans-logo-11.png)