Anasayfa » Gündem » Kişisel Koruyucu Donanımı Üretimini Arttırmalıyız

Kişisel Koruyucu Donanımı Üretimini Arttırmalıyız

TİGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Furtun:

Kişisel Koruyucu Donanımı Üretimini Arttırmalıyız

Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği alanında faaliyet gösteren TİGİAD, iş güvenliği ve sağlığına yönelik kişisel koruyucu malzemeler üreten, ithal eden, pazarlayan, eğitim ve danışmanlık hizmeti veren kişiler arasında bir köprü oluşturuyor. Ülkemizin KKD (Kişisel Koruyucu Donanımlar) ürünlerinde büyük bir pazar olduğunu ve mevcut pazarın daha da büyümesinin beklendiğini ifade eden TİGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Furtun, KKD üretiminin düşük olduğunu belirterek, İş Güvenliği ve Koruyucu Ekipmanlar sektörü ile ilgili olarak dergimize açıklamalarda bulundu.

* Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri arasında önde gelen TİGİAD’ın Yönetim Kurulu Başkanısınız. İlk olarak okuyucularımız için kendinizden bahsedebilir misiniz?

Merhaba! 2016 yılı Mart ayından beri TİGİAD Yönetim Kurulu başkanlığını yürütmekteyim. MFA Maske şirketinin Genel Müdürü ve kurucu ortaklarındanım. TİGİAD adına Avrupa Güvenlik Federasyonu yönetim kurulu üyesi ve Türkiye delegesiyim. Ayrıca T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Kişisel Koruyucu Donanımlar Teknik Komitesinde yerli üretici temsilcilerinden biri olarak katılım gösteriyorum.

* Fatih Bey, TİGİAD ne zaman ve nasıl kuruldu? Derneğinizin tarihi hakkında bilgi alabilir miyiz?

Kurucuların amacı, iş güvenliği ve sağlığına yönelik kişisel koruyucu malzemeler üreten, ithal eden, pazarlayan, eğitim ve danışmanlık hizmeti veren kişiler arasında bir köprü oluşturmaktı. Bu amaçla derneğimiz,1999 yılında dönemin öngörülü iş insanları tarafından kuruldu. Bu dönem AB’de İSG ve KKD konularının geniş kapsamlı ele alındığı yıllar. İlk kurucularımız ağırlıklı olarak Perşembe Pazarında ticaret yapan iş insanları. Daha sonra hızla Türkiye geneline yayılıyor doğal olarak.


* İSG geniş bir kavram? Siz hangi alanlarda faaliyet gösteriyorsunuz?

Öncelikli olarak, İSG ve KKD alanında faaliyet gösteren üyelerimizin karşılaştığı sorunları çözmek ve mesleki yardımda bulunmayı önemsiyoruz. Endüstriyel sağlık, iş güvenliği ve çevre sağlığı alanlarında ilgili standartların eğitim, tanıtım ve uygulaması ile ilgili programların geliştirilmesine öncülük etmeye çalışıyoruz. Avrupa kişisel koruyucu donanımlar yönetmeliği çerçevesinde ilgili standartların anlaşılması ve uygulanması konusunda destek hizmeti sağlıyoruz. Kişisel koruyucu donanımların standartlarını belirlemek, geliştirmek ve sürekli kılmak amacıyla Çalışma Bakanlığı ile Türk Standartları Enstitüsünün gerçekleştirdiği projeleri katkı koymak ve öneride bulunmak için çalışıyoruz. Her üç ayda bir derneğimizin resmi yayını olan ve Türkiye genelinde İş Güvenliği sektörünün öncü çalışması, “İş Güvenliği” dergisinin hazırlanması, basılması ve dağıtımıyla ilgileniyoruz.

*Üye profilinizi biraz açabilir misiniz? Üyeleriniz kimlerden oluşuyor? Üyeniz olmak için izlenmesi gereken yol nedir? Dernek olarak üyeleriniz için ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Ülke genelinde KKD konusunda üretici, ithalatçı/distribütör, eğitimci, onaylanmış kuruluş gibi farklı başlıklarda faaliyet gösteren 94 üyemiz bulunmakta. Aramıza katılmak isteyen iş insanlarının KKD alanında faaliyet göstermesi, ilgili kanun ve yönetmeliklere uygun ticaret yapması yeterli.

Üye profilinden de anlaşılacağı gibi TİGİAD, farklı beklentileri olan firmaları bir çatı altında topluyor. Üretici bir firma ile ithalatçı bir firmanın çıkarlarının çok fazla örtüştüğünü söyleyemeyiz. Ancak, aynı gemide olduğumuzun bilincindeyiz. Türkiye’de üretimi desteklemek önceliğimiz. Bu süreçte ithalatçıların da müşterilerinin de mağdur olmamasını önemsiyoruz. Sonuçta birçok KKD ürünü henüz ülkemizde üretilmiyor. Bu açıdan adil yaklaşım bizim açımızdan oldukça hayati.

Temelde Türkiye’de sektörün gelişmesini istiyoruz. Yoldaki taşları da elimizden geldiğince kenara atmayı hedefliyoruz. Çalışmalarımız ağırlıklı olarak bu çerçevede ilerliyor. Derneğimiz sektörde ‘istişare’ mekanizmasını iyi çalıştıran, güzel bir örnek olduğunu söyleyebilirim. Her alanda paydaşlarımızla konuşuyor ve ortak bir yaklaşıma ulaşmayı hedefliyoruz.

Doğal olarak en çok görüştüğümüz kurum Türkiye Cumhuriyeti Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. İş güvenliği genel müdürlüğü ülkemizde İSG alanında amiral gemisi. Biz de Türkiye’de Bakanlık altında Kişisel Koruyucu Donanımlar Teknik Komitesinde sivil toplum ayağını temsil eden kuruluşlardan birisiyiz. Aynı zamanda TSE’de kişisel koruyucu donanımların içinde bulunduğu ayna komite üyesiyiz. Dolayısıyla ülkemizde KKD ile ilgili tüm süreçlerin paydaşı olduğumuzu söyleyebilirim.

Uluslararası alanda ise AB’deki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. AB’deki değişiklikler ülkemizi doğrudan ilerliyor. TİGİAD, Avrupa Güvenlik Federasyonu üyesi ve yönetim kurulunda yer alıyor. Dolayısıyla AB ile ilgili gelişmeleri birinci elden öğrenme, üyelerimize aktarma şansına sahibiz. Yani işin mutfağındayız.

* Türkiye’de İSG ne seviyede, KKD kullanım oranımız nedir? İş kazalarını ve meslek hastalıklarını azaltmak için neler yapmalıyız?

Maalesef henüz Batı Avrupa ülkeleri, Kuzey Amerika ülkeleri ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerin gerisindeyiz. Ancak doğru bir yolda ilerlediğimizi söyleyebilirim. İSG ile bu ülkelere göre daha sonra tanıştık. Ancak hızlı yol alıyoruz. Ülkemizde üç sene önceki KKD kullanım oranı ile bugünkü kullanım oranı arasında ciddi fark var. Bu önemli bir gösterge.

Aslında bu ülkelerde KKD kullanımı tam olarak oturmuş değil. Özellikle standartlar konusunda düzenli olarak güncellemeler yapılıyor. AB seviyesinde de ABD seviyesinde de bazı kafa karışıklıkları var. Yavaş ancak düzenli olarak ilerleyen bir arka plan var kaşımızda.

Ülke geneline yayılmış sanayisi ile Türkiye bu sürecin dışında kalamaz. Kalmıyor da zaten. Ülke içinde yaşanan ihanet süreci ve hain kalkışma, ekonomik problemler ve dış politika endişeleri gündemimizi o kadar meşgul etti ve ediyor ki, birçok sektör dönüp kendi sorunlarına odaklanamıyor. Biz de maalesef bu gruba giriyoruz. Umuyoruz ki hızla toparlanacağımız bir sürece gireceğiz.

*Peki ülkemizdeki yasal mevzuatı yeterli buluyor musunuz?

İşin yazım kısmını büyük oranda tamamladığımızı düşünüyorum. Gerekli kanun ve yönetmelikler büyük oranda çıkarıldı. Eksikler kendi mecrasında giderilebilir. Artık uygulamaya ve içselleştirmeye çalışmamız gerekiyor. İSG kültürünü oturtmalıyız, KKD kullanım alışkanlığını geliştirmeliyiz. Vakit sahada İSG vakti!

*Sizce gerekli İSG alanında devlet kurumları tarafından gerekli denetimler yapılıyor mu?

Devlet kadrolarında, alanlarında uzmanlaşmış kadrolar bulunuyor. Her ne kadar sayı olarak yetersiz olsalar da canla başla çalışıyorlar. Düzenli denetimler oldukça önemli ancak çözüm değil. Çözüm bilinçlenme yani eğitimde. Denetim korkusuyla maskeyi takan işçi, ilk fırsatta o maskeden kurtulmaya bakar. Eğitimli ve bilinçli bir işçi ise uygun maskeyi takmadan çalışma ortamına adım atmaz.

*Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği sektörünün gelişmesi için neler yapılabilir veya yapılmalıdır?

İşverenleri ve çalışanları bilinçlendirecek, eğitecek etkinliklere hız verilmeli. Teknoloji inanılmaz bir hızla ilerliyor. Gerçekliği arttırılmış sanal ortamlarda verilecek eğitimlere daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Riskin farkında olan çalışan zaten gerekli tertibatı alır, işverenini de alması için zorlar.

Bunun dışında özellikle üretim alanında yapılması gerekenler olduğunu düşünüyorum. Ülkemiz KKD ürünlerinde büyük bir pazar, daha da büyümesi bekleniyor. Ancak KKD üretimi oldukça zayıf. Nitelik ve nicelik olarak olması gerekenin çok altında olduğumuzu düşünüyorum.

İstanbul HALİÇ Kongre merkezinde düzenlenen İSG kongresinde yaptığım sunumda da bu konuya özellikle değindim. İş güvenliği ve sağlığı genel müdürlüğü öncülüğünde bir çalıştay düzenlemeli ve ülkemizde KKD üretiminin nasıl destekleneceği masaya yatırılmalı. Hedef her koruma sınıfında en az bir firmanın küresel oyuncu olabilmesini sağlamak olmalı. Bu potansiyelimizin kesinlikle olduğunu düşünüyorum.

Kulağa oldukça etkileyici geliyor. Umarız ülkemizde KKD üretimi arzuladığınız şekilde gelişir. Peki sizin, TİGİAD olarak önümüzdeki dönemdeki projeleriniz nelerdir?

Bildiğiniz gibi Avrupa KKD mevzuatında önemli değişiklikler oldu. 2019 baharından itibaren yeni direktif ve ilgili standartlar geçerli olacak. Özellikle de KKD üreticilerini ellerini çabuk tutmaya davet ediyorum. Yeni direktife uyum sağlamayan firmaları zor günler bekliyor. Paydaşlarımızla birlikte bu konuda üyelerimizi bilgilendirmeye devam edeceğiz. Bu süreçte hiç bir üyemizin mağdur olmasını istemiyoruz.

Bunun dışında hali hazırda devam eden ve çok önemsediğimiz bir projemiz daha var. KKD alanında Onaylanmış Kuruluş kapasitemizi arttırmamız gerekiyor. Şu an ülkemizde bu alanda sadece iki onaylanmış kuruluş var. Bugün itibariyle her ikisi de yeni mevzuata uyum sağlamadığı için AB sayfasında aktif görünmüyor. Üreticiler olarak ürün belgelendirme ya da ürün geliştirme süreçlerinde, ürünlerimize birçok test yaptırmamız gerekiyor. Yurt dışındaki onaylamış kuruluşlara / akredite test laboratuvarlarına ciddi meblağlar ödüyoruz. Süreç ise oldukça yavaş işliyor. KKD alanında uzmanlaşmış, her türlü testi yapma kabiliyetine sahip bir ‘butik’ onaylamış kuruluşa / akredite test laboratuvarlarına ihtiyacımız var. Bu tarz bir kuruluşun Zonguldak şehrinde açılması için Zonguldak Valisi Sayın Ahmet ÇINAR, Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası başkanı Sayın Metin DEMİR ve Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Sayın Prof. Dr. Mahmut Özer ile görüşmelerimiz oldu. Tüm paydaşlar projeyi önemsiyor ve destekliyor. Bu işi başarabilmeyi çok değerli ve önemli buluyoruz.

*Söyledikleriniz çok önemli. Ancak neden Zonguldak?

Kömür ocaklarından dolayı ülkemizde ağır sanayiinin kurulduğu ilk şehrin Zonguldak olduğunu söyleyebiliriz. Zonguldak ve havalisindeki kömür çıkarım faaliyetleri 1848’li yıllarda başladığı biliniyor. Osmanlı döneminde, bazı iş kollarında kömür kullanılmaya başlanması, buharlı gemilerin kömürle çalışması gibi nedenlerle kömür bu dönemde oldukça stratejik bir maden konumundaydı. Kömür ocaklarında daha fazla ürün çıkarılması için 1865 yılında Dilaver Paşa Nizamnamesi çıkarıldı. Nizamnamenin temel amacı kömür havzasında iş yaşamını düzenlemek ve üretimi arttırmaktı. Ancak bu belge ülkemizde iş sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili Türkiye’deki ilk yasal belge olma özelliğini de taşıyor. Bu çerçevede ülkemizde ilk İSG kanununun Zonguldak’ta çıktığını söylemek yanlış olmaz.

Zonguldak şehri iş kazaları ve meslek hastalıklarına bağlı ölümlerde de maalesef üst sıralarda. Cumhuriyet sonrası sanayileşme sürecince Zonguldak insanı büyük fedakârlıklar yapmış, yapmaya da devam ediyor. Bölge genelinde birçok KKD üreticisi de var. Dolayısıyla KKD alanında uzmanlaşmış bir onaylamış kuruluşu / akredite test laboratuvarları Zonguldak’a çok yakışır diye düşünüyoruz. TİGİAD olarak oldukça önemsediğimiz, bizleri heyecanlandıran projelerden birisi bu.

*Son olarak, ülkemizde KKD üzerine faaliyette bulunan firmalara önerileriniz nelerdir?

Öncelikle üyemiz olmalarını tavsiye ediyorum. Sektörümüz tüm olumsuz ekonomik koşullara karşın büyüyen bir sektör. Önümüzdeki on yıl boyunca da küresel ölçekte büyümenin devam etmesi bekleniyor.  Standartlara aykırı üretim yapan, bu ürünlerin ticaretini gerçekleştiren firmaları da bu yanlıştan dönmeye davet ediyorum. Sattıkları bu ürünlerle insan sağlığını tehlikeye atıyorlar. Ayrıca kanunlara da karşı geliyorlar ve tabiri caiz ise ‘vebal’ altına giriyorlar. Bu firmaları bir ‘gelecek’ beklediğini sanmıyorum. Müşterilerini, sektörü ve aslında kendilerini de mağdur ediyorlar. Bu açıdan işini doğru yapan, piyasanın ihtiyaçlarını doğru ve doyurucu bir şekilde karışlayan firmalar için büyük bir potansiyel görüyorum.