koln
Anasayfa » Gündem » “İSG Kültürünün Gelişmesi İçin Daha Çok Çalışmalıyız”

“İSG Kültürünün Gelişmesi İçin Daha Çok Çalışmalıyız”

Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği alanında faaliyet gösteren TİGİAD, iş güvenliği ve sağlığına yönelik kişisel koruyucu malzemeler üreten, ithal eden, pazarlayan, eğitim ve danışmanlık hizmeti veren kişiler arasında bir köprü oluşturuyor.

TİGİAD’ın yeni Yönetim Kurulu Başkanı Arda Ataoğlu dergimizin Kasım sayısının konuğu oldu ve yeni dönemde TİGİAD olarak neler yapacaklarından bahsetti. TİGİAD’ın amacının tüm üyelerin ortak paydası olan iş güvenliğinin en üst standartlarda sağlanabilir olması ve iş kazalarının önüne geçilmesi olduğunu belirten Ataoğlu, bunun için gerek dernek organları gerek dernek üyeleri ile birlikte çaba sarf ettiklerini söyledi. İSG kültürünün şu an istenilen seviyede olmamakla birlikte geçmişe göre daha bir konumda olduğunun altını çizen Ataoğlu, TİGİAD’ın bu konu hakkındaki çalışmaları hakkında görüşlerini okuyucularımızla paylaştı.

Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri arasında önde gelen TİGİAD’ın Yönetim Kurulu Başkanısınız. İlk olarak okuyucularımız için kendinizden bahsedebilir misiniz?

1984 yılı İstanbul doğumluyum. Lise eğitimini Nişantaşı Anadolu Lisesinde tamamladıktan sonra lisans eğitimimi Marmara Üniversitesi İşletme bölümünde, yüksek lisansımı ise yine Marmara Üniversitesi Uluslararası Pazarlama bölümünde tamamladım. Askerlik görevimi 2007 yılında Van’ın Erciş ilçesinde yerine getirdim. İngilizce ve Fransızca konuşabildiğim yabancı diller. 2012 yılından beri evli ve 6 aylık bir kız çocuk babasıyım. 1975 yılında kurulmuş olan aile şirketimizin 2. nesil yönetim kurulu başkanlığını yürütmekteyim.

Arda Bey, TİGİAD ne zaman ve nasıl kuruldu? Derneğinizin tarihi hakkında bilgi alabilir miyiz?

1999 yılında İSGİAD (İş Güvenliği İş Adamları Derneği) ismiyle kurulan ardından TİGİAD (Türkiye İş Güvenliği İş Adamları Derneği) olarak isim değiştiren, iş güvenliği ve sağlığına yönelik kişisel koruyucu malzemeler üreten, ithal eden, pazarlayan, eğitim ve danışmanlık hizmeti veren kişiler arasında bir köprü oluşturan bir çatı derneğiz. Derneğimiz, merkezi İstanbul’da olmakla beraber tüm Türkiye’yi kapsayan üye profiline sahibiz.

İSG geniş bir kavram? Üye profilinizi biraz açabilir misiniz? Üyeleriniz kimlerden oluşuyor? Üyeniz olmak için izlenmesi gereken yol nedir?

Dediğiniz gibi İSG aslında bütünüyle işçinin sağlığını korumak, iş kazalarını önlemek ve herhangi bir olumsuzluk neticesinde oluşabilecek maddi/manevi kayıpların önüne geçebilmek için alınacak tedbirler bütünü ve takibidir. İSG çatısı altında eğitim veren, danışmanlık yapan, kişisel koruyucu ekipman üreten, kişisel koruyucu ekipman ithal eden veya bu ekipmanların üretici veya distribütörden son kullanıcıya ulaşması hususunda aracılık eden tüm işletmeler TİGİAD üyesi olabilirler. Temel misyonumuz herhangi bir grubun ön plana çıkmadığı aksine tüm hizmet veren işletmelerin ortak bir paydada buluşabildiği bir çatı olabilmek. Üyemiz olabilmek için işletmelerin İSG alanında faaliyet göstermesi ve geçmişinde hukuki veya ahlaki bir ayıbınızın olmaması bizler için yeterli nitelikler.

Dernek olarak üyeleriniz için ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

TİGİAD’ın amacı tüm üyelerin ortak paydası olan iş güvenliğinin en üst standartlarda sağlanabilir olması ve iş kazalarının önüne geçilmesi. Bu amaç için gerek dernek organları gerekse üyelerimiz birlikte çaba sarf etmekteler. Maalesef iş kazalarında dünyada örnek gösterilecek bir seviyede değiliz bu nedenle çalışmalarımızdaki önceliğimiz iş güvenliği kültürünün ülkemizde de kabul edilmiş ve vazgeçilmez olması. Derneğimizin TİGİAD adı altında yılda 4 sefer yayınladığı bir dergi var bu bizim sektördeki gelişmeleri son kullanıcı ile buluşturabildiğimiz en önemli iletişim aracımız. Tüm üyelerimiz, çalışmaları hakkında bilgileri, yeni ürünlerini veya kampanyalarını bu dergi sayesinde Türkiye’nin dört bir köşesinde bulunan dergi aboneleri ile buluşturabiliyor. Üyelerimiz derneğimizin organize ettiği aktivitelerde bir araya gelebiliyor, bu sayede güncel konular hakkında fikir alışverişi yapabiliyorlar. Ayrıca zaman zaman ortak sorunu bulunan üyelerimiz “güç odakları” dediğimiz konseyler oluşturarak yine TİGİAD çatısı altında sorunlarını tartışıp ortak bir yol haritası ile çözüm arayışında olabiliyorlar. Buna örnek vermek gerekirse 2019 yılı ocak ayından bu yana kişisel koruyucu ekipmanların ithalatında uygulanan ciddi engellemeler söz konusu, işçi sağlığını doğrudan etkileyebilecek öneme sahip bu ürünlerin arzındaki bu sorun sektör için ciddi bir tehlike oluşturmakta. Sorunun direkt muhatabı olan distribütör üyelerimiz oluşturdukları bu konsey aslında tekstil ürünlerinde amaçlanan bu korumacı uygulamanın ortak gtip kodlarımız olması nedeniyle sektörümüzü de etkilediğini düşünmekte ve bu yanlışlığın düzeltilmesi için ciddi bir çaba sarf etmekte.


Türkiye’de İSG ne seviyede, KKD kullanım oranımız nedir?

Maalesef iş kazalarının sık yaşandığı ve teknik kişisel koruyucu ekipmanların zor tedarik edilebildiği bir ortamda İSG kültürü istediğimiz seviyede diyemeyiz ancak şu da bir gerçek ki 10 yıl öncesine kıyasla çok yol kat etmiş durumdayız. Bu ilerlemeyi İSG kültürünün daha fazla benimsenmiş olmasına ve buna hem devlet kanalında hem de sivil toplum ayağında bizlerin verilen emeğe bağlayabiliriz. KKD kullanım oranı henüz istediğimiz seviyede değil bunun da tabi farklı nedenleri var. Maalesef işletmeler içinde bulunduğumuz ekonomik açıdan zor geçen bu dönemde ilk tasarruf çözümü olarak KKD tedarikini seçiyor. Bu doğru bir yaklaşım değil ancak bu durumun tersine dönemsini istiyorsak KKD’lerin satın alınabilirliğini kolaylaştırmamız yani fiyatlarını en kabule dilebilir seviyeye getirmemiz gerekiyor. Bunu yapabilmek adına derneğimiz üyesi olan üretici firmaların maliyetlerinin düşürülmesi, distribütör olan üyelerimizin de gümrük aşamasında ödedikleri ek vergileri azaltılması için temaslarımızı hız kesmeden sürdürmekteyiz. Kişisel koruyucu ekipmanları tedarik etmek ve kullanmak bir tercih değil zorunluluktur bu nedenle bu ürünlerin üretim aşamasında maliyetlerin en alt seviyede olması için devletin teşviklerinin olması ve Türkiye’de üretilmeyen teknik KKD’lerin ithalatında ödenen ek vergilerin kaldırılması önem arz etmekte. İşletmeler bu ürünlerin en fazla çeşidini, en kabul edilebilir fiyatlarla tedarik edebilir olmalı ki biz iş kazalarındaki azalmayı konuşabilir olalım.

Peki, ülkemizdeki yasal mevzuatı yeterli buluyor musunuz?

Evet bu konuda yine daha önce dediğim gibi 10 yıl öncesine göre oldukça iyi durumdayız. Devlet bu konuda üzerine düşeni yapmakta ve bizler sivil toplum ayağında karşılaştığımız zorlukları ve eksiklikleri onlara sürekli iletiyor haldeyiz. İş güvenliği uzmanı ile çalışma ve KKD kullanımı zorunlu, bu zorunluluk işletmelerde İSG kültürünün artmasına öncülük etmekte.

Sizce gerekli İSG alanında devlet kurumları tarafından gerekli denetimler yapılıyor mu?

Evet yapılıyor, tüm işletmeler zaman zaman denetmenler tarafından uygun KKD kullanımı ve diğer İSG tedbirlerinin alınıp alınmadığı konusunda denetleniyor. Buna paralel olarak KKD tedarikçisi tüm işletmeler yine sattıkları ürünler bazında denetleniyor. Tabi ki en önemli denetim üretim aşmasında olan KKD’lerin güvenilirliği ve ithalatı yapılan KKD’lerin henüz ülkeye giriş yapmadan standartlara uygun olup olmadığının denetleniyor olması. TAREKS sistemi ile denetlenen uygunsuz KKD henüz Türkiye’ye giriş yapmadan imha veya mahrece iade ediliyor. Uzun yıllardır bu işin içinde olan biri olarak size şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki özellikle dernek üyelerimizden tedarik ettiğiniz bir KKD %99,9 standartlara uygun ve güvenilirdir.

Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği sektörünün gelişmesi için neler yapılabilir veya yapılmalıdır?

Aslında bu sorunun cevabını daha önceki yorumlarımda vermiş oldum. Özellikle KKD tedarikçisi bir firmanın sahibi olarak ilk söylemem gereken şey günümüzde firmaların tedarik edebileceği KKD çeşitlerinin az olması ve ithalat aşamasında ödenen ek vergiler nedeniyle bu ürünlerin Avrupa’daki satış fiyatlarının çok üzerinde satışa sunuluyor olması diyebilirim. İş kazasının önüne geçebilmemiz için mutlaka KKD öncesindeki tedbirler alınmalıdır ancak uygunsuz bir KKD kullanımı söz konusu ise işçi kendisini son aşamada koruyacak kalkandan yoksun kalmış oluyor. İSG konusunda örnek konumdaki ülkelere baktığımızda KKD çeşidinin en bol olduğu ve işletmelerin bu ürünleri satın alma güçlerinin en yüksek olduğu ülkeleri görürsünüz. Özellikle ekonomik açıdan zor bir dönemden geçerken bizleri ayağa kaldıracak gücün sanayimiz olduğuna inanıyorum. Sanayimizi ayakta tutan ise işgücümüz. Eğer en değerli sermayemiz olan insanlarımızı korumak istiyorsak bizim ülkemizde de KKD nin tüm çeşitleri tedarik edilebilir ve işletmelerin alım gücü bu ürünlere ulaşabilir olmalı. Her zaman söylediğim bir sözüm vardır, bir ülkede en kolay bulunabilir ürünlerin başında ilaçlar gelir ve ikinci sıraya ise kişisel koruyucu ekipmanlar taliptir.

TİGİAD olarak önümüzdeki dönemdeki projeleriniz nelerdir?

Görevde olacağımız bu dönem içerisinde öncelikli amacımız İSG kültürünün daha fazla ön planda olmasını sağlamak. Bunun için de üyelerimiz ile karar verici olan devlet yetkilileri arasında köprüyü oluşturmak. Yönetim kurulumuzda hem üretim hem ithalat hem de ürünlerin son tüketiciye ulaşmasında uzun yıllardır tecrübe edinmiş çok değerli iş insanlarımız var. Hepimizin tecrübesini ortak akıl ile sektöre katkı sağlamak için birleştireceğiz. Üretici üyelerimiz daha iyi ürün, daha düşük maliyet ile nasıl ürün üretebilir, ürettiği ürünlerle dünyadaki rekabette daha güçlü nasıl olur bunları düşüneceğiz. Yurt içinde tüketicilerimiz doğru ürüne, en doğru fiyatla nasıl ulaşır bunların yollarını arayacağız. Kendi içimizde ise sürekli iletişim halinde olup şu an 90 civarı olan üye sayımızı arttırarak İSG alanında hizmet veren herkesin bu çatı altında toplanmasını sağlamak öncelikli hedefimiz olacak.

Son olarak, ülkemizde KKD üzerine faaliyette bulunan firmalara önerileriniz nelerdir?

Gerçekten çok önemli bir iş yaptığımızı düşünüyorum. Bizler ürettiğimiz, ithal ettiğimiz veya kullanımına vesile olduğumuz ürünler sayesinde belki canlar kurtarıyoruz. Sadece işçiyi değil o işçinin zarar görmesi sonucu üzülecek onlarca insanı koruyoruz, herhangi bir iş kazası sonucu oluşacak işgücü kaybının önüne geçerek işletmeyi koruyoruz. İSG alanında çalışan tüm işletmelerin ve her bireyin bu hassasiyette olmasını ve kullanıcıya elinde olan ürünü değil, doğru ürünü sunmasını istiyoruz.