koln

İşçinin COVİD-19’a Yakalanması İş Kazası Kapsamında mıdır?

İş kazası; gerek 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda gerekse 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda tanımlanmış olup kısaca, “İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay” şeklinde ifade edilebilir.

5510 sayılı Kanun uyarınca sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen veya işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla yaşanan olayların yanı sıra;

  • Sigortalının işveren tarafından görevle başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
  • Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda ve
  • Sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özre uğratan olayların da iş kazası olduğu açıktır.

Salgın hastalık ile ilgili 4857 sayılı İş Kanununda açık bir düzenleme olmamakla birlikte;  “işçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı” başlıklı 24/3. maddesi zorlayıcı sebeplerden bahsetmiş ve “işçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa” işçiye bildirim süresini beklemeksizin derhal iş akdini feshetme hakkı tanımıştır. İlgili maddede, anılan zorlayıcı sebeplerin ne olduğu açıkça yer almamakla birlikte; yüksek yargı kararları ile sel, kar, deprem gibi doğal olaylar nedeniyle ulaşımın kesilmesi, salgın hastalık sebebiyle karantina uygulaması gibi durumlar zorlayıcı nedenler olarak belirlenmiştir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/9116 E., 2019/16141 K. ve 18.09.2019 tarihli ilamı)

Öte yandan mevzuatın iş kazasını sigortalıyı zarara uğratan olay biçiminde nitelendirmiş olması illiyet (nedensellik) bağını iş kazasının bir unsuru olarak ele almayı gerektirmiştir. Ne var ki, burada aranan “uygun illiyet (nedensellik) bağı” olup, bu da yasanın aradığı hal ve durumlardan herhangi birinde gerçekleşme olgusu ile sonucun birbiriyle örtüşmesi olarak anlaşılmalı, yasada olmadığı halde, herhangi başkaca kısıtlayıcı bir koşulun varlığı aranmamalıdır. (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2018/5018 E., 2019/2931 K., 15.4.2019 tarihli kararı)

Yargıtay içtihatları doğrultusunda iş kazası tespitinde illiyet bağının teşkil ettiği önem ortada olup, başkaca bir kısıtlayıcı koşulun varlığı söz konusu olamayacaktır. İşçinin işin yapıldığı yerde olmadığı zamanlarda dahi uygun illiyet bağının kurulabildiği durum ve koşullarda işverenin sorumluluğuna gidilmektedir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2006/9017 E., 2007/7874 K. ve 10.05.2007 tarihli kararı;Rusya’daki işyerinde davalı şirketin işçisi olarak çalışmakta iken 04.06.2004 günü işyerine ait yatakhanede uyurken kalp krizi geçirerek ölmesi şeklinde meydana geldiği bildirilen olayın , davalı işveren yönünden iş kazası olduğu tartışmasızdır.” şeklinde olup işçinin yatakhanede uyuduğu sırada kalp krizi geçirmesi işveren açısından iş kazası sayılmıştır.

2 Nisan itibariyle vaka sayısı bir milyonu aşan ve tüm dünyanın bir çözüm aradığı Covid-19, 11 Mat 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edildi. Dünya’da Covid-19’un görülmediği ülke neredeyse kalmamışken Türkiye’de ilk Covid-19 vakasına 11 Mart 2020 tarihinde rastlanmıştı. Takip eden günlerde vaka sayısının ve beraberinde Covid-19’a bağlı ölümlerin de artması ile birlikte gerek kamu gerek özel sektörde çeşitli önlemler alınmaya başlanmış, bazı firmalar uzaktan çalışma sistemine geçmiş, bazı firmalar ise çalışanlarını nöbetleşe çalıştırma yöntemini benimsemiştir. Tüm bu yaşanan gelişmeler akıllara bir işçinin Covid-19’a yakalanması halinde bunun iş kazası sayılıp sayılmayacağı sorusunu getirmektedir.

Henüz bu soruya verilecek net bir cevap olmamakla birlikte, Covid-19’un iş kazası sayılıp sayılmayacağı konusunda Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2019 yılında H1N1 ile ilgili vermiş olduğu bir karardan yola çıkarak değerlendirme yapılacak gibi görünüyor. İşveren tarafından Ukrayna’ya sefere gönderilen ve H1N1 hastalığına yakalanan tır şoförünün durumunu ele alan Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2018/5018 E., 2019/2931 K., 15.4.2019 tarihli kararı;

“Dava, iş kazası sonucu ölüm olduğunun tespitine ilişkindir. Tır şoförü olan murisin davalı işveren tarafından Ukrayna’ya sefere gönderildiği, H1N1 virüsünün bulaşması sonucu daha sonra vefat ettiğinden ölümün iş kazası nedeniyle olduğunun tespiti istenilmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Yasada iş kazası, sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren olay olarak tanımlandığından, olayın etkilerinin bir süre devam ederek zaman içinde artması ve buna bağlı olarak sonucun daha sonra gerçekleşmesi mümkündür. Yani, iş kazası ani bir olay şeklinde ortaya çıkıp, buna bağlı olarak zarar derhal gerçekleşebileceği gibi, gazdan zehirlenme olayında olduğu şekilde etkileri daha sonra da ortaya çıkabilir. Sonradan oluşan zarar ile olay arasında uygun illiyet bağı bulunması koşuluyla olay iş kazası kabul edilmelidir.

Somut olayda, tır şoförü olan davacı murisinin 26.11.2009 tarihinde davalı işveren tarafından Ukrayna’ya sefere gönderildiği, 11.12.2009 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptığı, Adli Tıp Kurumu raporunda, H1N1 virüsünün kuluçka süresinin 1-4 gün arasında değiştiği, murisin 13.12.2009 tarihli hastaneye başvurusunda belirttiği şikâyetlerin hastalığın başlangıç belirtileri olduğu takdirde hastalığın bulaşmasının bu tarihten 1-4 gün öncesinde gerçekleşmiş olacağının bildirildiği, buna göre davacı murisinin, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle Ukrayna’ya yapılan sefer sırasında bulaştığı yukarıda belirtilen rapor kapsamından anlaşılan H1N1 virüsüne bağlı olarak, daha sonra meydana gelen ölümünün iş kazası olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.04.2019 gününde oy çokluğuyla karar verildi.”

Şeklinde olup, iş sebebiyle gittiği yerde salgın hastalığa yakalanan tır şoförünün başına gelen bu olayı iş kazası olarak kabul etmektedir. Bu kapsamda işçilerin Covid-19’a yakalanması durumunda; yasadaki şartlar ile birlikte uygun illiyet bağının varlığı halinde iş kazası olarak sayılması ve işverene iş kazası kapsamında hukuki sorumluluk yüklenmesi muhtemeldir.

Öte yandan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyince 30.03.2020 tarihinde yayınlanan bildiride; sağlık çalışanı olan ya da sağlık hizmetlerinde çalışanların Covid-19’a yakalanmaları durumunda, hastalığın yapılan işle yakın bağı gözetilerek meslek hastalığı bildirimi yapılması gerektiğini belirtmiş ve sağlık çalışanları özelinde uygulamada birlik sağlanmaya çalışılmıştır.

Ancak tekrar hatırlatmakta fayda olacaktır ki; henüz bu konuda yasal bir düzenleme yapılmadığından belirsizlik sürmekte ve geçmiş yıllardaki yüksek yargı kararları doğrultusunda hukuki çıkarımlar yaparak işverenlerin Covid-19’un iş kazası kapsamında olabileceği yönünde önlemlerini almaları önem arz etmektedir.

Konu hakkında daha fazla bilgi almak için;

 

Av. C. Can Akdoğan                                        Av. Elif Akartuna

 can@aalegal.com.tr                                         elif@aalegal.com.tr

T : +90 (212) 234 68 80